31 Mayıs 2012 Perşembe

bir bisiklet gezintisi

Sabah hava açık görünüyor. Karşıdaki bakkal açılmış. Bu bakkallar çocukluğumda kutuda açık bisküvi satan bakkalları anımsatıyor. Neyse, yağmur yok. Bisiklete binmek için mükemmel bir gün!!! Biraz uzun bir yolculuk olacak, baştan uyarayım;)

Sunular için çiçek toplayan bir kadın. Galungan günü öncesi büyük bir telaş var her yerde. Bu çiçeğe "frangipani" diyorlar.

Böyle bir çiçek işte. Sert, kadifemsi bir dokusu var. Sarı, beyaz ve pembe renklerde bulunuyor ve nasıl anlatsam bilmem ki, harika kokuyor!

Biraz ileride tanrılara adak hazırlıkları var. Galungan Günü büyük bir gün, tanrıların adayı ziyaret ettikleri gün, o yüzden sunularda her zamankinden daha cömert davranılıyor. İnsan hayvancıklar için üzülmeden edemiyor tabii.

Bisikletle geçilen bir köyden manzaralar...

Ve oyun oynayan çocuklar.

Yük taşıyan kadınlar.

Her evin önüne yerleştirilen küçük sunaklar.. Sağ tarafta evin bahçesindeki bungalovlar görünüyor.

Başka bir sunak.

Genellikle bereketle ilgili figürlerin işlendiği, yapraklardan örülen dekoratif "lamak"lar.

Lamaklar bu karede solda görüldüğü gibi uzun da olabiliyor. (Bu kare Ubud merkezden, zaten süslemelerin daha gösterişli olmasından da anlaşılıyor. Lamak kontenjanından bu post'a girdi;)

Bambu ve pirinç saplarından süslemeler. Ortada lamak süsü. Lamak nedir artık herkes öğrendi;)

Pirinç tarlalarının yanından geçen bir kadın. Gülümsüyor, günümü iyice güzelleştiriyor.

Yol üzerindeki küçük bir lokantanın gelen geçenin dikkatini çekmek için karşı tarafa dizdiği hindistan cevizleri...Bizde de bu tür numaralar yapılır;)

O zaman bir mola. Hindistan cevizi ve artık ne çıkarsa bahtımıza!

 Küçük aşçımız.

Menüde tavuk var.


Bir karşılama töreni gibi. İlk kez burada görüyorum bu figürleri....Ve yine bu kültürün sınırlarına pek de yaklaşamayacağıma inanmaya başlıyorum.

Bir tören için hazırlanmış mekan. Üzerinden yükselene dumanlarla filan çok uhrevi görünüyor. Ölü yakma töreni olabilir, Galungan günü için bir tören olabilir. Biz oradan geçerken kimsecikler yoktu. Sadece dumanlar tütüyordu. Kendimi başka bir aleme ışınlanmış hissettim.

Kulaklarına çiçek iliştirilmiş figürlerden...Bu figür de tanıdık gelmedi. Ne yapsam Ubud'da cahilliğim baki.

Her evin önüne dikilen bambu çubuklarından yapılan "penjor"lar.

Kara renkli çatılarda hurma bitkisinin (ijuk) tel tel ayrılan ve kararan yaprağı kullanıyor. Son derece dayanıklı bir malzemeymiş, şuradan öğrendim.

En çok gülümsemeyi Endonezya seyahatinde gördüm diyebilirim;) 

Motosikletliler için yakıt ikmal yeri. Daha çok zeytinyağı şişeleri gibi görünüyor benim gözüme. Gerçi burada zeytinyağı buraya epey yabancı ve çok pahalı.

Bir Ubud klasiği...
Bu da öyle...

Burada biraz durmak gerekiyor şimdi...

19 Mayıs 2012 Cumartesi

sesler, yüzler, sokaklar, danslar...

Nerede kalmıştık? Ubud'da...Hmm, ilginç.
Kendime gülüyorum, herhalde tek bir yerden bahseden nadir bir seyahat bloğu olmayı başardım. Adı da o yüzden "Haritada Bir Nokta" ya. Sadece tek bir nokta;)

Biz kalalım biraz daha burada. Aceleye mahal yok. Sokaklarında dolaşalım biraz.

Bu çocuklarla ara sokaklardan birinde tesadüfen karşılaştım, Fareli Köyün Kavalcısı'nın peşine takılırcasına düştüm arkalarına. Onlar Galungan müziği yapacaklar. 

Oturdular evlerden birinin önüne.

Büyük bir ciddiyetle hazırlıklarını tamamladılar.

Derken iyiliği temsil eden Barong çıkageldi. 

Çocuklar çaldı, o dansetti.

Hindularca en saygı duyulan tanrı Ganeşa ve bir taş işçisi çıktı daha sonra karşıma. Ev miydi tapınak mıydı bilemedim. Belki de bir turizm işletmesi.

Çarşıdan dönen çocuklara rastladım.

Hemen bana poz verdiler;)

Ubud sokaklarında çocuklarla karşılaşmak güzel!

Kardeş olabilirler mi? Onu bilmem de bu çocuklar kamera önünde olmaya çok alışıklar;)

Ubud'dan sokak manzaraları.

İsmini bilgi ve hikmet sahibi tanrı Ganeşa'dan alan, turistlere yönelik bir kitapçı.

Motosiklet, Ubud'un, Bali'nin, Endonezya'nın vazgeçilmez ulaşım aracı.

Ve şehre gece indi, danslar başladı. Her gece, farklı tapınaklarda yer alan farklı danslar. Tapınakların önünde Galungan müziğin krom tınıları. Bambaşka bir dünyanın danslarından sonra, inanış gereği kulağınızın arkasına iliştirilen bir frangipani çiçeğiyle tropikal geceye karışıyorsunuz. Barong'un iyicil güçleri üzerinizde kalıyor bir süre.

**Eğer tek bir dans görme şansınız varsa son derece zarif bir dans olan, ellerin ve yüz mimiklerinin önemli rol oynadığı Legong'u seçmenizi öneririm. Yukarıdaki kare de o dansa ait. Onun dışında köyün erkeklerinin bir araya gelip sadece kendi çıkardıkları seslerle bir müzik yaptıkları, Baraka filminde de yer verilen, Kecak dansı da çok ilginç.



26 Nisan 2012 Perşembe

ARMA müzesi

ARMA Müzesi (Agung Rai Museum of Art), Bali'den ve ülke genelinden ressamların klasik ve modern resimlerinin görülebileceği etkileyici bir müze. Tapınak kapısını andıran kapısının önünde geceleri Kecak ve Legong dansları sergileniyor. (Geceleyin dansların sergilendiği mekanlar dramatik ışıklandırmalarla büyüleyici görünüyor. Bali'de geleneksel dans izlenecekse Ubud'da izlenmeli.) Arma'da hafta içi 15:00- 17:00 arasında Ubudlu çocukların dans çalışmalarına rastlanabiliyor.
Müze, Bali resmini etkileyen isimlerden biri olan Alman ressam ve müzisyen Walter Spies'in resimlerini de görme fırsatı tanıyor. Geleneksel Bali resminin Wayan, Kamasan gibi farklı tarzları var. Resimler neredeyse monokromatik ve genellikle gündelik hayattan veya Hint destanlarından hikayeler anlatıyorlar.

Müzenin en etkileyici resimlerinden biri, Endonezya'nın önde gelen sanatçılarından, 19. yüzyıl ressamı Javalı  Raden Saleh'in "Javalı soylu adam ve karısı." Bu resim bana Frida Kahlo'nun Diego ile yanyana olduğu bir resmini anımsattı.

Walter Spies'ın müthiş resimlerinden biri. Bu resim Puri Lukosan'dan. ARMA'da ise ressamın pirinç tarlalı resimleri var.

Gusti Nyoman Lempad (1876'da doğuyor ve 116 yıl yaşıyor ressam) en özgün ressamlardan biri. Mahabarata ve Ramayana destanlarından alınmış hikayeleri resmediyor. Bu resim de Puri Lukisan Müzesi'nden bir örnek. "Durma annesiyle buluşuyor." Daha fazla resmini görmek için Neka Müzesi'ni ziyaret etmeli.

Yine Hint destanlarına dayanan hikayeler anlatan geleneksel tarzdaki resimlerden biri.

Batılı resim geleneğinin Bali'nin resim sanatı üzerindeki etkilerine bir örnek.

Bana Alis'i anımsattı bu resim. Farklı tarzlardan biri. Resmin ya da ressamın adını not almamışım.

Doğanın, insanların, hayvanların birbirine karıştığı bu tip resimler çok yaygın. Doğanın dilini çözmek bu olsa gerek.

ARMA'nın bahçesinden.

"İri" bir örümcek kardeş;)

ARMA'nın geniş bahçesinde konaklama hizmeti sunan lüks bungalovlar.